Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 12-16 Mayıs’ta düzenleyeceği “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu” öncesi çağrıda bulunan Eşbaşkan Doğan Hatun, Amed’in binlerce yıllık birlikte yaşam deneyimine işaret ederek, barışın toplumsallaşması için halkların tecrübelerinin ortak bir zeminde buluşturulacağını ve sürece herkesin aktif katılımının hayati önemde olduğunu vurguladı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, yerel ve uluslararası dayanışma ağlarının katkısıyla 12-16 Mayıs tarihlerinde Diyarbakır’da “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu” gerçekleştirecek. Farklı toplumsal kesimleri bir araya getirmeyi amaçlayan forum kapsamında, barış sürecine toplumsal katkının yolları yerelden tartışılacak.
“Birlikte” şiarıyla kentte; atölyeler, paneller, konserler, yürüyüşler ve sergilerin de olacağı bir dizi etkinlik gerçekleştirilecek. Kentten ve uluslararası alandan 42 kurumdan temsilcinin destek verdiği etkinliklerde, barışın nasıl toplumsallaştırılacağına dair diyaloglar kurulacak, deneyim aktarımları yapılacak. Kentte 50 atölye, 2 konser, 6 panel, 2 tiyatro gösterimi, 7 film gösterimi ve Sur’da 2 kolektif hafıza yürüyüşü gerçekleştirilecek. Forum kapsamında ortak bir yol haritası oluşturulması da hedefleniyor.
Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun, “Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu”nun hangi ihtiyaç kapsamında ortaya çıktığına ve forumun amacına dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Toplumun da sorunlarını dile getirmesi ve çözüm araması gerekir’
Yaklaşık bir buçuk yıldır çözümün gelişmesi adına bir süreç yaşandığını anımsatan Eşbaşkan Hatun, “Barış denildiğinde, birbirleriyle savaşan tarafların uzlaşısı kastedilir; fakat bu savaş çok uzadığında toplum üzerinde de çok büyük etkileri olur. Toplum içinde çok derin çatışmalar yaşanır. Bu nedenle sadece savaşan tarafların değil, toplumun da bu barış süreçlerinde kendi sorunlarını dile getirmesi ve çözüm araması gerekir” dedi.
‘Ne yapabiliriz diye düşündük’
Türkiye’de yaklaşık 50 yıldır çatışmalı bir sürecin yaşandığını belirten Eşbaşkan Hatun, savaş nedeniyle binlerce insanın yaşamını yitirdiğini, binlerce insanın da topraklarından göç etmek zorunda kaldığını söyledi. Savaşın fiziksel etkilerinin yanı sıra psikolojik etkilerinin de ağır bir biçimde yaşandığını ifade eden Eşbaşkan Hatun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yüzden başarılı olması için her kurumun elinden gelen desteği vermesi gerekiyor. Biz de bu çerçevede Büyükşehir Belediyesi olarak kendi koordinasyonlarımızda ve toplantılarımızda ‘Ne yapabiliriz?’ dedik. Büyükşehir Belediyesi olarak halkın içinde bu sürecin başarılı olması için nasıl katkıda bulunabiliriz? Halkın sorunları nelerdir? Kim, barış sürecine hangi gözle bakıyor? Nasıl bir çözüm istiyor? Ya da başlayan bu süreci halk nasıl anlamalı? Bu çerçevede bir karar aldık. Kararımızın üzerinden bir yıl geçti. Büyükşehir Belediyesi olarak Amed’deki tüm kurumlarla ve daha önce aralarında savaş yaşamış, uzlaşmış ya da uzlaşmak isteyip sorun yaşamış uluslararası kurumların tecrübelerinden yola çıkarak bir forum kurguladık.”
‘Halkların tecrübelerini bir araya getirmeyi istiyoruz’
Foruma 12 ülkeden katılım olacağı bilgisini paylaşan Eşbaşkan Hatun, Amed’deki sivil toplum örgütleriyle birlikte tüm Türkiye genelinden yoğun bir katılım olacağını ve forum kapsamında çok sayıda atölye çalışması yapılacağını söyledi. Dil alanından kültüre, çocuk alanından kadın alanına ve sosyal alanlara kadar birçok başlıkta atölyeler düzenleneceğini aktaran Eşbaşkan Hatun, “Şu an 52 atölye, paneller ve sözü kabul gören sanatçı ya da siyasi şahsiyetlerin katılımıyla süreç ilerliyor. Biz gerçekten bu forumun, gelecek nesillerimiz için halkların tecrübelerini bir araya getirmesini umut ediyoruz. Sadece 12-16 Mayıs arası değil, yaşam devam ettiği müddetçe Türkiye'nin tüm halkları ve şehrimizin tüm halkları kendilerini özgür hissedene kadar onurlu bir barışın zemini oluşması için mücadele edeceğiz. Umut ediyoruz ki forumumuz, tartışmaları ve buradan çıkacak sonuçlar devlet için de bir örnek teşkil eder” diye konuştu.
‘Bir sokağımızda dört mezhep binlerce yıl birlikte yaşadı’
Foruma sadece barış üzerine yoğunlaşan sivil toplum örgütlerinin değil, siyasi parti temsilcilerini de davet ettiklerini belirten Eşbaşkan Hatun, bu nedenle güçlü bir katılım beklediklerini ifade etti. Diyarbakır’da 12 bin 500 yıldır kesintisiz bir yaşam sürdüğünü ve halkların birlikte barış içinde yaşadığını söyleyen Eşbaşkan Hatun, sözlerine şöyle devam etti: “Bir sokağımızda dört mezhep binlerce yıl birlikte yaşadı. Bu bize bir örnek sunuyor; Amed şehrinin bizzat kendisi barışın şehridir. Amed örneği dünyaya yayıldığında herkesin birlikte yaşayabileceği görülür. Amed’de 12 bin 500 yıldır ortaya çıkan bu tecrübe, hücrelerimize bir gen gibi işlemiştir; artık barış olmadan yaşayamayız. Amed halkı barışsız yaşayamaz. Kim onların iradesini elinden almak istediyse, bu şehirde her zaman barış için bir cevap yükselmiştir. Bu yüzden Amed önemli bir yerdir. Ortadoğu’da da 12 bin yıllık kadim tarihiyle binlerce yıldır halkların ticaret merkezi olmuştur. Buraya gelen herkes Amed’i kendine sığınak görmüştür. Güvenliğinden, içinde yaşayan halklardan ve pozitif yaklaşımlarından dolayı tüm dünyaya örnek olmuştur. Dünyanın neresinde Amed’in adını duysalar, ağızlarından çıkan ilk söz şudur: ‘Amed demokratik bir yerdir. Her halk orada kendi rengiyle, kendi sesiyle, kendi mezhebiyle yaşayabilir.’ O yüzden -etnik kökeni veya dini ne olursa olsun önemli değil- Amed, yaklaşık 2 milyonluk nüfusunu 12 bin yıllık tarihiyle bu kültürü özümsemiştir.”
‘En önemli örnek, Amed’in birlikte yaşam modelidir’
Kentte var olan toplumsal bilincin ve barış hafızasının geçmişten bugüne diri olduğunu vurgulayan Eşbaşkan Hatun, “Biz barıştan ne anladığımızı biliyoruz. Çünkü buradaki halklar binlerce yıldır yaşamı bir barış anlamıyla paylaşmıştır. Müslümanlar ve Hristiyanlar yan yana yaşamış, kimse diğerini tehdit olarak görmemiştir. Milletler de öyle; Amed’de Asuriler, Keldaniler, Ermeniler, Kürtler, Türkler vardı; etnik kimlik onlar için hiçbir zaman sorun olmadı. Esasen bu bir kültür haline geldi. Bunu Barış Forumumuza getirdiğimizde de en güçlü örnek Amed’in birlikte yaşam modeli olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘İzmirli, Sinoplu, Trabzonlu da bu sürecin rengini anlamalı’
Forum kararı almadan önce birçok kesimle toplantılar yaptıklarını anımsatan Eşbaşkan Hatun, beş büyük atölye gerçekleştirdiklerini ve çıkan sonuçlar vesilesiyle eksikliklere eğildiklerinin altını çizdi. “İşe ilk önce kendimizden başlayalım” diyen Eşbaşkan Hatun, “Barışın dili hangi renkte, hangi seste olmalı diye düşünmeliyiz. Aynı zamanda tüm halkları kucaklamalıyız. İzmirli, Sinoplu, Rizeli, Trabzonlu da bu sürecin sesini, rengini anlamalı, öğrenmeli ve örgütlemelidir. Bu da büyük bir örnek olur. Biz Amed’in bu sürece sahip çıkmasını istiyoruz; eğer savaş sürecini istemiyorsak, barış sürecine sahip çıkmalıyız. Biz öncülük ederek sahip çıkarsak halk da sahip çıkacaktır” dedi.
‘Uzlaşıda rolü ve misyonu olanların elini güçlendirmeliyiz’
Diyarbakırlılara ve tüm topluma çağrıda bulunan Eşbaşkan Hatun, “Bu barış sürecinin boşa çıkmaması gerekiyor. Uzlaşıda rolü ve misyonu olanların elini güçlendirmeliyiz. Devletin de, karşı tarafın da (İmralı) elini güçlendirmeliyiz. El güçlendirmek demek, halkın barışı istemesi demektir. Dünyanın her yerinde, hayatın her alanında herkes, her alanda barış isterse bu ülkenin gündemi sadece barış olur. Herkesin buna göre adım atması, politikalarını belirlemesi ve geleceğini barış üzerine inşa etmesi gerekir. Sesi olan ve sesini yükseltmek isteyen, barış için bir damla su veya bir tutam tuz olmak isteyen herkes; gelin bu yükü, bu işi, bu hayatı birlikte kuralım. Sizi bekliyoruz” dedi.
