Bu sayfayı yazdır

DBB, Kadına Yönelik Şiddet Raporu’nu açıkladı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, şiddetten kaynaklı 258 kadının başvuru yaptığını, kadınların maruz bırakıldığı şiddet biçimleri, başvuru nedenleri, risk durumları ve talepleri ayrıntılı verilerle kamuoyuyla paylaştı.

Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, 2025 yılı içerisinde kadınlardan alınan başvurular temelinde hazırlanan Kadına Yönelik Şiddet Raporu’nu Ali Emiri Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıyla kamuoyuyla paylaştı.

Gürbüz Sümer: ‘Bu veriler kent için bir yol haritasıdır’

Toplantıda konuşan Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, DİKASUM’un yalnızca Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi açısından değil, tüm bölge için önemli bir kadın sağlığı, danışma ve dayanışma merkezi olduğunu belirtti. Kayyum süreciyle birlikte merkezin işlevsizleştirildiğini hatırlatan Sümer, danışma merkezinin yeniden açılmasıyla birlikte bir yıl içinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddetin tüm türlerine karşı kadınların başvurabileceği, acil yönlendirme ve müdahalelerin yapıldığı bir merkez haline geldiğini söyledi.

Paylaşılan verilerin yalnızca istatistik olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Sümer, bu çalışmanın hem bugüne kadar yapılan faaliyetlerin değerlendirilmesi hem de bundan sonraki çalışmalar için nitelikli bir yol haritası sunduğunu ifade etti. Sümer, raporun aynı zamanda kentte bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları için de yol gösterici olmasını istediklerini dile getirdi.

En fazla talep ekonomik ve psikolojik destek

Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM), Sığınmaevi ve Alo Şiddet Hattı verileri esas alınarak hazırlanan raporda, kadına yönelik şiddetin bireysel değil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı yapısal bir sorun olduğu vurgulandı.

Rapora göre 2025 yılı içinde yapılan 393 başvurunun 352’si DİKASUM’a, 41’i Alo Şiddet Hattı’na yapıldı. Başvuruların 274’ü sonuçlandırılırken, 119 başvurunun takibi sürüyor. Bu durumun, şiddetin tek seferlik değil, uzun süreli ve izleme gerektiren bir olgu olduğunu gösterdiği ifade edildi.

Başvuran kadınların 165’i ekonomik, 123’ü psikolojik destek talebinde bulundu. Ekonomik destek talebinin yüksekliğinin, kadın yoksulluğunun şiddetle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Psikolojik destek başvuruları ise şiddetin kadınların ruhsal sağlığı ve gündelik yaşamı üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.

Başvuruların nedenlerine bakıldığında 142 kadının ekonomik şiddet, 94 kadının psikolojik şiddet, 32 kadının fiziksel şiddet nedeniyle başvuruda bulunduğu kaydedildi. Cinsel ve dijital şiddet başvurularının görece düşük sayıda kalmasının, toplumsal baskılar nedeniyle kadınların yaşadıklarını ifade etmekte zorlanmasından kaynaklanabileceği değerlendirildi.

30 kadının can güvenliği risk altında

Raporda, başvuru yapan kadınlardan 30’unun can güvenliğinin risk altında olduğu tespit edildi. Ayrıca 176 kadının bakım yükümlülüğünün bulunması, kadınların şiddetin yanı sıra çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi çoklu sorumluluklarla mücadele ettiğini ortaya koydu.

Kadınların 206’sının gelir getirici bir işte çalışmadığı, yalnızca 35’inin çalıştığı, 161 kadının ise herhangi bir ekonomik destekten yararlanmadığı bilgisine yer verildi. Bu verilerin, ekonomik bağımsızlığın önündeki engelleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görünür kıldığı ifade edildi.

Sığınmaevinde 258 kadın, 173 çocuk kaldı

2025 yılı boyunca sığınmaevinde 258 kadın ve 173 çocuk barındı. Kadınların 207’sinin şiddet öyküsü, 51’inin ise barınma ihtiyacı nedeniyle sığınmaevine başvurduğu belirtildi. En yoğun başvuruların 26–33 yaş ve 18–25 yaş aralığında gerçekleştiği kaydedildi.

Sığınmaevinde kalan kadınların 167’sinin psikolojik, 132’sinin fiziksel, 41’inin ekonomik, 17’sinin cinsel ve 2’sinin dijital şiddete maruz bırakıldığı bildirildi. Veriler, şiddetin tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sorun olduğunu ortaya koydu.

‘Şiddetin yüzde 88’i aile içinde’

Raporda, başvuruların büyük çoğunluğunun aile içi şiddet kapsamında olduğu belirtilerek, şiddetin yüzde 88’inin özel alan olarak tanımlanan aile içinde gerçekleştiği ifade edildi. Bu durumun, kadına yönelik şiddetin kamusal politikalarla ele alınması gereken yapısal bir sorun olduğunu gösterdiği vurgulandı.

Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, raporun sonuç bölümünde; şiddetle mücadelede hak temelli, eşitlikçi ve kadın odaklı politikaların güçlendirilmesi, sığınmaevleri ve dayanışma merkezlerinin artırılması, kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyen programların yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Açıklamada, “Kadınların yaşam hakkı, güvenliği ve şiddetsiz bir yaşam kurma hakkı vazgeçilmezdir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede kadınları merkeze alan politikalarla sorumluluk almaya devam edeceğiz” denildi.

 

Resim Galerisi