Uluslararası Şiddeti Anlamak Kongresi’nde konuşan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, Diyarbakır’ın çocuk hakları alanında örnek bir kent olduğunu belirterek, “Çocukların şiddetten uzak, güvenli ve onurlu bir yaşam sürdüğü bir gelecek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin paydaşlığı, İMDAT (Türkiye’de Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği) ile Dicle Üniversitesi iş birliğiyle 8. Uluslararası Şiddeti Anlamak Kongresi, “Çocuk ve Şiddet” temasıyla Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. İki gün sürecek kongreye Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak’ın yanı sıra DBB Meclisi Eşsözcüsü Demet Ceylan, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, akademisyenler, uzmanlar, sivil toplum örgütü temsilcileri, Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı meslek elemanları (sosyal hizmet uzmanı, sosyolog, psikolog) katıldı.
Eşbaşkan Bucak: Tablo ciddiyetle değerlendirilmeli
Kongrenin açılışında katılımcıları selamlayarak konuşan Eşbaşkan Serra Bucak, Narin Güran’ı, şiddet ve istismara maruz kalarak yaşamını yitirenleri andı. Yaşananların toplum üzerinde derin yaralar açtığını belirten Eşbaşkan Bucak, “Bu tablo hepimiz açısından çok üzücü ve çok travmatik. Ancak özellikle toplumu şekillendiren, topluma yön veren, toplumun ihtiyaçlarına cevap verme sorumluluğu taşıyan siyasetçilerin, iktidarların ve tüm yönetim mekanizmalarının bu vahim tabloyu büyük bir ciddiyetle değerlendirmesi gerekiyor” dedi.
‘Çocuklar korunmalı, desteklenmeli’
Eşbaşkan Bucak, bu yıl 8’incisi düzenlenen kongrenin ana temasının “Çocuk ve Şiddet” olmasının son dönemde yaşanan acı olayların bir sonucu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugün burada kuşkusuz insanlığın en hassas, en korunması gereken varlığı, yani çocukları ve onlara yönelik şiddeti konuşuyor olacağız. Çocuk ve şiddet aslında aynı cümlede yer almaması gereken iki kavramdır. Çocuklar; korunması, desteklenmesi, hakları ve gelişimi güvence altına alınması gereken varlıklardır. Şiddet dediğimiz şey ise çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal bütünlüğünü bozan; hem fiziksel hem de psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen bir olgudur. Bu iki kavramın doğası gereği ne kadar zıt olduğu aslında son derece açıktır. Ne yazık ki toplumsal gerçekliklerimiz, dünyanın her yerinde evrensel bir sorun olarak bu kavramları sıklıkla yan yana getirmektedir. Bugün birçok çocuk evde, okulda, sokakta ve dijital ortamlarda farklı biçimlerde şiddete maruz kalmakta ya da şiddetin bir parçası haline gelebilmektedir.”
‘Koruyucu, önleyici sistemler yetersiz’
Çocuklar arasında şiddet ve madde kullanımının arttığına dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, konuşmasına şöyle devam etti: “Özellikle son yıllarda madde kullanımı, akran şiddeti ve akran zorbalığı gibi risk alanlarının çocuklar arasında ne yazık ki yaygınlaştığını üzülerek gözlemliyoruz. Okullarda yaşanan şiddet vakalarındaki artış ise çocukların güvenli alanlarının ne derece daraldığını ve koruyucu, önleyici sistemlerin ne kadar yetersiz kaldığını bize göstermektedir. Şiddet; öğrenilen, yeniden üretilen ve çoğu zaman yapısal eşitsizliklerle beslenen bir olgudur. Şiddet, ne yazık ki bizim coğrafyamız açısından uzun süreli istikrarsız ortamların, çatışmalı süreçlerin toplumda yaratmış olduğu şiddet olgusunun çeşitli versiyonlarının topluma yansımasıdır.”
‘Çatışmalı ortamlar tüm kesimleri olumsuz etkiliyor’
Çatışmalı ortamların toplumsal yaşamda derin yaralar açtığını ve tüm kesimlere olumsuz şekilde yansıdığını belirten Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Ne yazık ki çatışmalı ortamların, kendi barışını tesis edememiş olmanın getirmiş olduğu yansımalar; çocuklardan gençlere, kadınlardan toplumun tüm kesimlerine olumsuzluk ve şiddet olarak yansımaktadır. Çocuk, maruz kaldığı ya da tanık olduğu şiddeti içselleştirmekte ve çoğu zaman bunu bir ifade biçimi olarak yeniden üretmektedir. Bu nedenle çocuk üzerindeki etkileri son derece derindir. Travma, güvensizlik, akademik başarısızlık, sosyal izolasyon, ilerleyen yaşlarda ruh sağlığı sorunları ve suça yönelme bu etkilerin yalnızca bir kısmıdır.”
‘Çocuklar güvenli bir yaşama ihtiyaç duymaktadır’
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonu raporuna dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, şunları söyledi: “Çocuk hükümlü-tutuklu profili araştırması 2026 raporu bu konuda çok çarpıcı veriler sunmaktadır. Rapora göre suça yönelen çocukların büyük bir kısmının eğitimden kopmuş, şiddete maruz kalmış, yoksulluk yaşamış, çocuk yaşta çalışmak zorunda kalmış ve olumsuz, riskli çevre koşullarında büyümüş olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı rapora göre çocuklara yöneltilen ‘Ne olsaydı suç işlemezdin?’ sorusuna verilen yanıtlar son derece düşündürücüdür: ‘Babam ölmeseydi’, ‘Annem başka biriyle evlenmeseydi’, ‘Üvey babam beni dövmeseydi’, ‘Okula gitseydim ve daha iyi bir arkadaş çevrem olsaydı...’ Tabii coğrafi farklılıklara göre bunu artırmak mümkün. ‘Savaşlar olmasaydı’, ‘Göçler olmasaydı...’ Bunlar da çok önemli faktörlerdir. İnsan yaşamlarında altüst oluşları ifade eden çocukların büyük çoğunluğu, başka bir hayat mümkün olsaydı ‘suç işlemezdim’ demektedir. Bu ifadeler bize açıkça göstermektedir ki çocuklar daha fazla ilgiye, anlaşılmaya, desteklenmeye ve güvenli bir yaşama ihtiyaç duymaktadır.”
‘Haklar tüm politikalarımızın merkezinde yer almalı’
Eşbaşkan Bucak, çocukların görülme ve anlaşılma ihtiyacına dikkat çekerek çocuk güvenliğinin yalnızca fiziksel koruma ile sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Duygusal, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Eşbaşkan Bucak, “Çocuğun üstün yararı ilkesiyle yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları tüm politikalarımızın merkezinde yer almalıdır. Çünkü çocukları korumanın yolu onların haklarını tanımaktan ve bu hakları etkin bir şekilde hayata geçirmekten geçmektedir” dedi.
‘Çocukların korunması temel önceliğimiz’
Kentin çocuk hakları alanındaki birikimine ve yerel yönetimlerin bu konudaki sorumluluğuna işaret eden Eşbaşkan Bucak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim kentimiz, çocuk hakları alanında uzun yıllardır çalışmalar yürüten, çocuk hakları akademileri kuran, çocuk ağları oluşturan ve sivil toplumuyla, kamu kurumlarıyla bu konuda örnek teşkil edebilecek kentlerden biridir. Uluslararası Şiddeti Anlamak Kongresi kuşkusuz yalnızca bir tartışma zemini değil, aynı zamanda ortak sorumluluğumuzu bize yeniden ve daha güçlü şekilde hatırlatan bir çağrıdır. Böylesine hayati bir konuda bir araya gelmiş olmaktan Büyükşehir Belediyesi olarak hem büyük bir sorumluluk hem de umut duyuyoruz. Bizler yerel yönetimler olarak çocukların korunmasını temel önceliklerimizden biri olarak görüyoruz.”
‘Kurumlar arası güçlü işbirliği gerekiyor’
Çocuklara yönelik mücadelenin bütüncül bir yaklaşım ve kurumlar arası güçlü işbirliği gerektirdiğini belirten Eşbaşkan Bucak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu mücadele; eğitim sisteminden sosyal hizmetlere, adalet mekanizmalarından yerel yönetimlere kadar bütüncül bir yaklaşım ve güçlü kurum işbirliği olmadan ne yazık ki mümkün değildir. Çocukların şiddetten uzak, güvenli ve onurlu bir yaşam sürdüğü bir dünya, bir coğrafya için çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Bu doğrultuda çocuk dostu kentler inşa etmek, güvenli oyun alanları oluşturmak, sosyal hizmet mekanizmalarını yaygınlaştırmak ve özellikle dezavantajlı çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici hizmetleri artırmak; yerel yönetimlerin, belediyelerin ve kamu kurumlarının öncelikli görevleri arasındadır.”
Eronat: Şiddetin önlenmesi için ortak hareket edilmeli
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat ise kongrenin şiddetin önlenmesine katkı sunmasını ve bilimsel açıdan önemli sonuçlar ortaya çıkarmasını temenni etti. Şiddetin bir kurumun ya da meslek grubunun tek başına çözebileceği bir mesele olmadığını ifade eden Eronat, tıp, hukuk, psikoloji, sosyal hizmet, eğitim, adli bilimler, kamu yönetimi ve sivil toplumun bu alanda birlikte düşünmesi ve ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Kongre oturumlarla devam etti
Uluslararası Şiddeti Anlamak Kongresi, oturumlarla 9 Mayıs’a kadar devam edecek. Uzmanlar; çocuklara yönelik şiddet, dijital riskler, adli süreçler ve çocuk hakları gibi birçok konuda sunumlar gerçekleştirecek.