Bu sayfayı yazdır

Barış Gazeteciliği Atölyesi’nde medyanın dili tartışıldı

Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında gerçekleştirilen Barış Gazeteciliği Atölyesi’nde gazeteciler bir araya gelerek medyada kullanılan savaş dili, ayrımcı söylemler ve manipülatif haberciliğin toplumsal etkilerini tartıştı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneğinin (MKG) tasarladığı Barış Gazeteciliği Atölyesi gerçekleştirildi. AMARGİ Kültür ve Sanat Derneği’ndeki atölyeye, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun, çok sayıda gazeteci ile siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Moderatörlüğünü gazeteci Reyhan Hacıoğlu’nun yaptığı atölyede, gazeteciler Tuğçe Tatari ve Ercan İpekçi konuşmacı olarak yer aldı.

Gazeteci Tatari, barış gazeteciliğinin farklı tarafların hikâyelerini görünür kılarak empatiyi güçlendirdiğini belirterek, “Barışın toplumsallaşmasının en önemli ayağı, acıları yaşayan tarafların birbirini anlamasını sağlamaktır” dedi.

Meslek ilkelerine bağlılık

Gazeteci İpekçi, barış gazeteciliğinin meslek ilkelerine bağlılıkla mümkün olduğunu vurgulayarak, “Gazetecilik sadece görünür olanı aktarmak değil, saklı kalan gerçeği de ortaya çıkarmaktır. Barış gazeteciliği dikkat ve sorumluluk gerektirir” ifadelerini kullandı.

İpekçi, barış dilinin yalnızca gazetecilerin değil, siyaset kurumundan yargıya kadar herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Atölyede, çatışmaları kutuplaştırıcı bir dille aktarmak yerine hak temelli, kapsayıcı ve farklı sesleri görünür kılan bir habercilik anlayışının nasıl geliştirilebileceği üzerine değerlendirmeler yapıldı. 

‘Medyanın dili değişirse toplumsal barışa daha hızlı ulaşacağız’

Atölyenin tasarımcılarından DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, toplumsal barışın inşasında medyanın dilinin belirleyici olduğuna dikkat çekerek, “Bugün DFG ve MKGD olarak barış gazeteciliğini tartışıyoruz. Eğer toplumsal barıştan bahsediyorsak, önce medyanın dilinin değişmesi lazım. Medya barış dilini yakalarsa toplumsal barış daha rahat olur. Bu atölyede medyanın dili nasıl olmalı, barış gazeteciliğini geliştirmek için neler yapmalıyız; bunları tartışıyoruz. Barış gazeteciliği toplumsal barışın önünü açacaktır. Medyanın dili değişirse toplumsal barışa daha hızlı ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.

‘Gazeteciler zorlu koşullarda mücadele ediyor’

MKG Başkanı Roza Metina ise gazeteciliğin barış ve özgürlük mücadelesindeki rolüne işaret ederek, “Bu atölyenin amaçlarından biri, gazeteciliğin rol ve misyonunu ortaya koymaktı. Gazeteciler barış ve özgürlük için zorlu koşullarda mücadele ediyor. Baskı, gözaltı ve tutuklamalara rağmen basın faaliyetlerini sürdürüyorlar. Böylesi bir programın forumda yer alması toplumsal barış açısından oldukça önemli. Merkez medya, manipülasyonlarla toplumun gerçekleri öğrenmesini engellemeye çalışıyor. Ancak özgür basın emekçileri, hakikati topluma ulaştırmak için mücadele etti ve barış ile özgürlüğe önemli katkılar sundu. Biz de bu süreçte üzerimize düşeni yerine getirmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

‘Fikirler barış diliyle ifade edilmeli’

Atölyenin tasarımcılarından DFG Eşbaşkanı Kesira Önel de atölyenin nefret söylemine karşı önemli bir tartışma zemini sunduğunu belirterek, “Toplumsal barışın konuşulduğu bugünlerde gazeteciler olarak fikirlerin barış diliyle ifade edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu forumun amacı da bu minvaldeydi. Barış gazeteciliğini konuşmak, toplumda nefret söyleminin son bulmasına katkı sunacaktır. Buradan çıkacak sonuçların yalnızca gazetecileri değil, tüm toplumu kapsayan bir karşılık yaratacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Barışı işlemek istiyoruz’

Atölyeye katılan gazeteci Semra Turan da barış gazeteciliğinin güncel süreç açısından önemine dikkat çekerek, “Şu an toplumda barış konuşuluyor. Biz de gazeteciler olarak barış için ne yapabilirizi tartışıyoruz. Haberlerimizde daha çok barışı işlemek istiyoruz. Barışın her alanda konuşuluyor olması ve inşa edilmesi güzel bir şey. Barış aynı zamanda gazeteciler için de gereklidir” dedi.

‘Barış dili kıymetli’

Gazeteci Reyhan Hacıoğlu ise savaş diline karşı alternatif habercilik tartışmalarının önemini vurgulayarak, “Uzun yıllardır bu coğrafyada savaş diliyle toplumlar kışkırtılmaya çalışıldı. Böylesi bir süreçte gazeteciler olarak bir araya gelmek ve barış dilinin nasıl kurulacağını tartışmak kıymetli. Atölyeye ilgi ve katılımın yüksek olması da bunun göstergesi. Bu tartışmaların toplumların birbirine yakınlaşması için ön açıcı olacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

 

Resim Galerisi