Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin “Barış İçin Diyalog” temasıyla düzenlediği 11. Amed Uluslararası Tiyatro Festivali, çok dilli ve çok kültürlü yapısıyla barışın ortak dilini sahneye taşıyarak başladı. Eşbaşkanlar Serra Bucak ve Doğan Hatun, festivalin yalnızca bir sanat etkinliği değil; kentin hafızasını, direnişini ve birlikte yaşam iradesini büyüten güçlü bir buluşma olduğunu vurguladı.
Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet yürüten Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun (DBŞT) “Barış İçin Diyalog” temasıyla düzenlediği 11. Amed Uluslararası Tiyatro Festivali’nin startı, Cemilpaşa Konağı Kent Müzesi’nde düzenlenen resepsiyon ile verildi. Resepsiyona Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun’un yanı sıra sivil toplum örgütü temsilcileri ile sanatçılar katıldı.
Açılışta konuşan Festival Koordinatörü Berfin Emektar, herkese teşekkür ederek, festivali boyunca birbirinden farklı oyunlar sahneleneceğini söyledi.
‘Tiyatro gerçek diyaloğun alanıdır’
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Başkanı Jessica Kaahwa, açılış konuşmasında Amed’de barış temasıyla düzenlenen böylesi bir festivalde yer almaktan onur duyduğunu belirterek, etkinliğin yalnızca bir festival değil, aynı zamanda güçlü bir duruş ve ifade olduğunu dile getirdi. Dünyanın belirsizlikler, bölünmüşlükler ve acılarla yüzleştiği bir dönemde bir araya gelindiğine dikkat çeken Kaahwa, tiyatronun bu koşullarda hâlâ insanlığa hizmet edip edemeyeceğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Tiyatronun iktidarla rekabet eden bir alan olmadığını vurgulayan Kaahwa, aksine daha derin bir anlam taşıdığını belirterek, tiyatronun siyasetin, propagandanın ve korkunun dışında bir sığınak olduğunu; yıkılmadığını, aksine insanları uyandıran ve gerçek diyaloğu mümkün kılan bir alan sunduğunu söyledi.
‘Amed, tarih boyunca direnişin ve barışın sözünü taşıdı’
Eşbaşkan Serra Bucak ise festivalin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını, aynı zamanda kentin hafızasında biriken sözlerin, direnişin ve barış arayışının görünür kılındığı bir buluşma olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim kentimiz Amed tarih boyunca çok şey gördü. Çok acılar çekti, çok mücadeleler verdi, çok direndi. Barışa dair, diyaloğa dair sözlerini söylemekten hiçbir zaman çekinmedi. En zor zamanlarda, en karanlık zamanlarda, ‘buradan çıkılmaz’ dediğimiz anlarda bu sözlerini söylemekten hiçbir zaman geri durmadı ve her defasında yeniden buradan, Amed’den konuşmasını sürdürmeye devam etti.”
‘Bir hafızanın orta yerindeyiz’
Eşbaşkan Bucak, tiyatronun çok dilli ve çok kültürlü yapısıyla kentin hafızasından doğduğunu belirtti. Gerçekleştirilen buluşmanın yalnızca sanatsal bir etkinlik değil, aynı zamanda geçmişe sahip çıkma ve yeniden inşa etme iradesi olduğunu ifade eden Bucak, resepsiyonun yapıldığı mekânın tarihsel ve toplumsal hafızadaki yerine dikkat çekti. Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Bugün öylesine bir mekânda bu buluşmayı gerçekleştirmedik. Yine Amed kadar direngen, Amed kadar sözü çok olan; ne yazık ki Amed kadar zaman zaman susturulan bir mekândan bahsediyoruz. Cemil Paşa Konağı’nda açılışımızı gerçekleştiriyoruz. Burada bir zamanlar hayatın aktığını biliyoruz. Sonra sesi kesilen sakinleri biliyoruz. Buradan göçe zorlanan, sürgüne zorlanan insanların olduğu bir yerdeyiz. Bir hafızanın orta yerindeyiz. Bu yüzden bugün burada bir araya gelmek sadece bir açılış ya da sanatsal bir buluşma değildir. Aynı zamanda bu hafızaya sahip çıkma ve yeniden daha güçlü kurmanın halidir.”
‘Tiyatro bazen bir ayna, bazen bir yara, bazen de bir yol’
Eşbaşkan Bucak, festivalin bu yıl “Barış İçin Diyalog” temasıyla açıldığını belirterek, barışın en çok eksildiği anlarda kendini en güçlü şekilde hatırlattığını, diyaloğun ise birbirini dinleme ve yaralara dokunma isteğiyle başladığını ifade etti. Eşbaşkan Bucak, sahnenin yalnızca ışık ve dekor olmadığını; aynı zamanda halkın hafızasını, dilin direncini, dillerin kardeşliğini ve hikâyelerin kaybolmamak için direndiği bir alanı temsil ettiğini vurguladı. Eşbaşkan Bucak, “Barış İçin Diyalog” temasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün burada, bu akşam ve 10 gün boyunca festivalimiz süresince farklı ülkelerden gelen tiyatro grupları ve sanatçılarla birlikte olacağız. Farklı dillerde konuşacağız ama aynı yerden birbirimizi anlayacağız. Çünkü acı, umut, barış; hiçbiri tercüme edilemez. 10 gün boyunca bu kentte yankılanacak her söz, atılacak her adım, kurulacak her cümle belki küçük bir ihtimali çok daha fazla büyütecek ve bu büyük ihtimale hep birlikte sahip çıkacağız. Birlikte yaşayabilmenin ihtimalinden söz ediyoruz. Tiyatro elbette bazen bir ayna, bazen bir yara, bazen de bir yol. Ama her zaman insana, yaşama ve topluma dair çok şey söylemektedir. Ve biz bugün o sözün peşinden yürümeye devam etmek istiyoruz.”
‘Sözü barıştan yana kurmaya devam edeceğiz’
Konuşmasının sonunda festivalde emeği geçenlere teşekkür eden Eşbaşkan Bucak, barış ve eşitlik içinde bir arada yaşamanın önemine vurgu yaparak şunları söyledi: “Sözlerimi bitirirken şunları ifade etmek istiyorum: Barışı bekleyenler değil, kuranlar inşa edecek. Barış susarak değil, konuşarak çoğalacak. Ve biz, hangi dilde olursa olsun, o barışın dilini kurmaktan asla geri durmayacağız. Tiyatro sahnelerimizde yanan her ışık, karanlığa karşı bir ısrar olacak. Atılan her adım, birlikte bir geleceğe doğru atılan adım olacak. Bu bizim için sadece bir başlangıç değil; bir hafızanın, bir mücadelenin geri dönmesidir. Bu sözün yeniden yerini bulmasıdır. Söz bizde, söz sizlerde, söz sanatçılarda. Ve biz o ortak sözü barıştan, demokratik yaşamdan, eşitlik içinde bir arada yaşamaktan yana kurmaya devam edeceğiz.”
‘Festival barış için güçlü bir köprü kuracak’
Eşbaşkan Doğan Hatun da konukları selamlayarak festivalin barışa giden yolda önemli bir köprü niteliği taşıdığını ifade etti. Eşbaşkan Hatun, “Bu tiyatro festivali, barış için güçlü bir köprü kuracak. Bu yüzden teması olan ‘barış için diyalog, diyalog için barış’ hayati önemdedir. Tüm ülkelerden bu festivale katılan herkesin barış için verdiği bir emek vardır. Bu emeklerin surlar şehrimizde bir kez daha barışın sesini yükselteceğini söylüyoruz. Tüm halklar için barışa giden geniş bir yol olmasını umut ediyoruz. Bu festivalin, Kürt halkının ve bu ülkenin barışı için sesini yükselteceğine inanıyoruz. Birçok tiyatro oyunu sergilenecek. Festivalimiz hayırlı ve güzel olsun” dedi.
Folklor gösterisi ve dengbêj dinletisi
Festival resepsiyonu çok dilli bir sunumla gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarının ardından folklor gösterisi ve dengbêj dinletisi gerçekleştirildi.
Festival 10 gün sürecek
Amed Uluslararası Tiyatro Festivali, 22 Nisan–2 Mayıs tarihleri arasında 10 gün boyunca sürecek. 19 ülkeden tiyatro topluluklarının katılımıyla gerçekleştirilecek festivalde 22 oyun sahnelenecek; program, söyleşi, panel, atölye ve sanatçı buluşmalarıyla zenginleşecek.
Gösterimlerin büyük bölümü Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılırken, bazı etkinlikler açık alanlarda gerçekleştirilecek. Tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu festivalin biletleri, yoğunluğu önlemek amacıyla banbilet uygulaması üzerinden temin edilecek.