Eşbaşkan Bucak’tan ‘sürdürülebilir kent’ vurgusu: Hiç kimseyi arkada bırakmayacağız
DİTAM’ın Yerel Hizmetleri İzleme Ağı Toplantısı’nda konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, kent hakkını bütün politikaların merkezine koyduklarını, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmayı, erişilebilirliği ve sosyal adaleti önceleyen bir kent anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayarak, “Bir kenti sürdürülebilir yapan yalnızca yatırımlar değil, o yatırımların kimler için yapıldığı, yaşam kalitesini ne ölçüde artırdığı ve hiç kimseyi geride bırakmadan topluma nasıl ulaştığıdır. Diyarbakır’da bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından düzenlenen Yerel Hizmetleri İzleme Ağı Toplantısı, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Toplantı Salonu'nda "Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Yolunda Diyarbakır" şiarıyla gerçekleştirildi. Toplantıya Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak’ın yanı sıra ilçe belediye eşbaşkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve akademisyenler katıldı.
DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Azizoğlu’nun açılış konuşmasının ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak konuştu.
‘Nasıl bir kentte yaşamak istediğimizin cevabını arayacağız’
Toplantıya yoğun katılım ve ilgi gösterilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladığını, ancak bunun aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğunu ifade eden Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Belki bu çalışmayı yürüten ve az sonra sunum yapacak olan arkadaşımız, neden bunun büyükşehir ve kısıtlı olduğunu da bize anlatır. Çünkü büyükşehir olmak, aynı zamanda görünmeyen ilçeler çalışmasını da bir biçimiyle hanesine yazdırmak anlamına geliyor. Bunu da açıklıkla ifade etme ihtiyacı duyuyorum bu teşekkürün ardından. Ama sıkıntı değil, biz bugün evimizdeyiz, buradayız, birlikteyiz; bütün sivil toplumla, kent dinamikleriyle enine boyuna her şeyi tartışıyor olacağız. Elbette biz, sürdürülebilir şehirler ve topluluklar çerçevesinde 11 amacı ifade edeceğiz ama bu amaç aslında nasıl bir kent arzuladığımızı ve nasıl bir kentte yaşamak istediğimizi, bu soruya verilecek cevabı arıyor olacak.”
Sürdürülebilir kent hedefinin yalnızca barınma hakkı ya da kamusal alanlara erişimden ibaret olmadığını dile getiren Eşbaşkan Bucak, bunun aynı zamanda kent hakkı, sosyal adalet, ekolojik hak ve demokratik yönetişim anlayışını içerdiğini vurguladı.
‘Ortak geleceğimize yapılmış bir katkı’
Diyarbakır’ın özgün bir kent olduğunu, aynı zamanda kadın özgürlükçü paradigmayı ve eşitlik modelini hayata geçirmek için mücadele ettiklerini ifade eden Eşbaşkan Bucak, bu tür toplantıların en kıymetli yanının yalnızca geride kalan bir yılı değerlendirmek olmadığını kaydetti.
Eşbaşkan Bucak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aynı zamanda 2027 yılı planlaması için de sivil toplumun, meslek odalarının ve akademinin katkılarıyla birlikte bir kenti şekillendirme iradesini açığa çıkaracağız. Çünkü bizler katılımcı belediyeciliği sadece bir yönetim aracı olarak görmüyoruz, aynı zamanda demokratik bir kent inşasının vazgeçilmez unsuru olarak değerlendiriyoruz. Sivil toplum kuruluşları, yurttaşların örgütlü biçimde kendilerini ifade edebildikleri, kamusal politikalara katkı sunabildikleri ve yerel demokrasiyi güçlendiren en önemli aktörlerden biridir. Bu nedenle bugün bu salonda dile getirilecek her eleştiriyi, her öneriyi, belediyemizin ve kentin geleceğine, ortak geleceğimize yapılmış değerli bir katkı olarak görüyoruz.”
‘2 yılı nasıl toparladığımızı da anlatmak gerek’
Sürdürülebilir şehirler değil, herkes için sürdürülebilir şehirler şiarıyla hareket ettiklerini ifade eden Eşbaşkan Bucak, ancak henüz bunu tam anlamıyla gerçekleştiremediklerini belirtti. Bu amaca ve ideale ulaşmak için birlikte çalışmanın önemine dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Örneğin biz, sürdürülebilir bir çalışmayı geçtiğimiz 2016-2024 boyunca nasıl yapamadık? Sürdürülebilir sekiz yılımız yoktu vurguları hâlâ bizim için çok güncel, çok aktüel. ‘O vurguları biraz bırakalım.’ deniliyor. Bunu söyleyenlerden biri de benim aynı zamanda ama o vurguları bırakırken, sekiz yılın sürdürülemez hâlinde iki yılı nasıl toparladığımızı da anlatmamız gerekir. Tüm bunlar birbiriyle ilişkili; yani böyle çok da koparamıyoruz birbirinden kategorisel olarak.”
Sürdürülebilir kent vurgusu
Kentin kadınlar için güvenli, çocuklar için yaşanabilir, engelliler için erişilebilir, yaşlılar için kapsayıcı, gençlere umut verebilen ve doğayla uyum içinde olmasının gerçekten sürdürülebilir bir kent olduğu anlamına geldiğini vurgulayan Eşbaşkan Bucak, göreve başladıkları tarihten bu yana çalışmaları bu perspektifle yürütmeye gayret ettiklerini ifade etti.
‘Somut ve hesap verilebilir bir noktaya çekmek istiyoruz’
Kent hakkını bütün politikaların merkezine koyduklarını, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmayı, erişilebilirliği ve sosyal adaleti önceleyen bir kent anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Bunu her türlü platformda tartışıp daha görünür kılmaya çalışıyoruz. Muğlak, sloganvari cümlelerden çıkarıp somut, karşılaştırılabilir, tartışılabilir ve hesap verilebilir bir noktaya çekmek istiyoruz. Elbette bunun kolay olmadığını bu kentte çok iyi biliyoruz. En kolayı söylemler, en kolayı siyasi perspektifler, en kolayı siyaseten yazılmış manifestolar; en kolayı bu. Ama gerçekleştirmesi, uygulaması, pratikleştirmesi, büyük kesimleri buna ikna etmek, herkesi buna mobilize edebilmek, hareketlendirebilmek önemli. Burada sivil topluma da elbette çok önemli bir pay düşüyor.”
‘Sosyal adalet ve kent adına hep birlikte konuşmalıyız’
Sivil toplumun önemine dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, şunları söyledi: “Yani sivil toplumun kendi çalışma hattında, kendi uzmanlık alanlarında elbette söz söylüyor olması çok çok kıymetli ama işler ters gittiğinde hepimiz kendimizi aynı yerde, aynı kısır tartışmanın ortasında buluyoruz. İşte bu gibi toplantılar vesilesiyle bunun ortadan kalkmasını hepimiz talep etmeliyiz bence. Bunu da kent adına, sürdürülebilir kent adına, sosyal adalet adına hep birlikte tartışmalı ve bir yerli yerine oturtmalıyız.”
‘Ulaşımda çok ciddi yapısal sorunlar var’
Çok zorlu alanlar olduğunu, ulaşımın da bu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Tabii ki ulaşımın çok ciddi yapısal sorunları var. Toplu taşıma kapasitemiz, araç filomuzun niteliği, sefer planlamaları, bisiklet yollarımız, bisiklet altyapımız, erişilebilir ulaşım konusunda ciddi eksikliklerimiz var. Geçen 2,5 yılda olanaklarımız ölçüsünde bu alanlarda önemli iyileştirmeler yaptık ama yetmiyor. Tabii ki çalışmalarımızın odağı 2027 ile birlikte, zannediyorum ki çaba verdiğimiz bu 2,5 yılda gerçekleştirdiğimiz pek çok tartışma, toplantı ve saha araştırmasının ardından artık belli bir somut aşamaya geçecek.”
‘Muazzam bir deneyim ve külliyatımız var’
Yine hem kent hakkı hem de sürdürülebilir şehirler kapsamında örnek olacak projelere imza attıklarını kaydeden Eşbaşkan Bucak, şunları söyledi: “Amed bugün Türkiye'deki az sayıdaki kadın dostu kentlerden biri, değerli arkadaşlar. Bu çok önemli. Yine Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu ve Türkiye Belediyeler Birliği'nin ortak yürüttüğü Kadın Dostu Kentler Programı içerisindeyiz. Muazzam bir deneyimimiz var, çok önemli bir külliyatımız var. Yine Amed Ekoloji İklim Okulumuz, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığımızın hayata geçirdiği, Türkiye'deki birçok kuruma örnek olacak bir noktada. Yine Türkiye'de ilk defa Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nı kurduk. Elbette dokunmak yetmiyor, engelli haklarını ifade etmek, tarif etmek yetmiyor. Bu kenti gerçekten erişilebilir kılabilir miyiz sorusu hâlâ önümüzde duruyor. Teknik olarak, mekânsal olarak, ulaşım boyutuyla erişilebilir kılabilir miyiz ve bunlar için neler yapmalıyız gibi pek çok konu önümüzde duruyor.”
‘Sürdürülebilir şehirler uzun soluklu bir süreçtir’
Sürdürülebilir şehirlerin hiçbir zaman tamamlanmış bir hedef olmadığını dile getiren Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Adı üstünde; sürekli öğrenmeyi, kendini geliştirmeyi, birlikte üretmeyi, başka deneyimlerden öğrenmeyi isteyen uzun soluklu bir süreçtir. Bu nedenle bugün burada paylaşılacak görüşlerin yalnızca bir değerlendirme olarak kalmasını istemiyoruz elbette. 2027 planlamamıza yön veren güçlü bir rehber olmasını istiyoruz. Ve bu güçlü rehberden uzaklaşırsak, sizlerle, sivil toplumla doğru mecralarda, doğru platformlarda bir araya gelmeyi istiyoruz ve o bir araya gelmeyi mümkün kılmanızı talep ediyoruz.”
‘Kent yönetimi herkesin sorumluluğundadır’
Yakın zamanda Kent Konseyi aracılığıyla da bütçe önceliklerini halkın katılımıyla belirlemeye yönelik önemli bir süreç başlattıklarını kaydeden Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Çünkü kent yönetiminin yalnızca belediyenin değil, kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu biliyoruz. Yine meslek odaları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar bu ortak aklın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bir kenti sürdürülebilir yapan yalnızca yatırımlar değil, o yatırımların kimler için yapıldığı, yaşam kalitesini ne ölçüde artırdığı ve hiç kimseyi geride bırakmadan topluma nasıl ulaştığıdır. Diyarbakır’da bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz.”
Konuşmaların ardından akademisyen Dr. Cuma Çiçek, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin 2025 yılı faaliyetlerini sürdürülebilir şehirler ve topluluklar perspektifinden ele alan izleme raporunu sundu.
Toplantıda, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda kültürel ve doğal mirasın korunması, konut ve temel hizmetlere erişim, sürdürülebilir ulaşım, kapsayıcı kentleşme, afetlere dirençli şehirler, çevresel etki ve ekolojik denge, iklim uyumu, yeşil alanlar, kırsal-kentsel ilişkiler ile sürdürülebilir yapılar başlıkları değerlendirildi.
Akademisyenler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri söz konusu alanlara ilişkin tespit ve önerilerini katılımcılarla paylaşırken, toplantı açık forum bölümünde gerçekleştirilen görüş alışverişi ve değerlendirmelerle sona erdi.








