Eşbaşkan Bucak: Barış, yalnızca silahların susması değil, toplumsal bir inşa sürecidir
DBB, İHD ile Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye'de Toplumsal Barış Süreçleri ve Dünya Örnekleri" konferansında konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, "Barış, yalnızca silahların susması değil, toplumsal bir inşa sürecidir" diyerek, demokrasi olmadan barışın sadece bir ateşkes işlevi göreceğini, kalıcı toplumsal dönüşümün ise yerel yönetimlerin etkin katılımıyla mümkün olacağını vurguladı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ile Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu tarafından düzenlenen "Türkiye'de Toplumsal Barış Süreci ve Dünya Örnekleri: Zorluklar, İmkânlar, Beklentiler ve Sonuçlar" konferansı, Ali Emiri Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi. Konferansa, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun, İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, milletvekilleri, İrlanda, Kolombiya ve İspanya'daki çatışma çözümü süreçlerinde aktif rol alan isimler, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
'Diyarbakır barış umudunu taşıyan önemli kentlerden biri'
Konferansın açılışında konuşan Eşbaşkan Serra Bucak, Diyarbakır'ın kadınlarıyla, gençleriyle, emekçileriyle ve yoksullarıyla nesiller boyunca hem devlet şiddetinin ağırlığını üzerinde taşıdığını hem de bu ağırlığa karşı tabandan barış inşasının ve bu barışı ayakta tutma umudunun simgesi olan önemli kentlerden biri olduğunu belirtti. Bucak, konferansın 11 Temmuz tarihinde düzenlenmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.
'Yerel yönetimler kıyısında değil, tam merkezinde yer alıyor'
DBB olarak barışı nasıl ele aldıklarına değinen Eşbaşkan Bucak, en geniş ve en kapsayıcı anlamıyla barışın demokratik ve toplumsal bir inşa süreci olduğunu vurguladı. Bu süreci; emekçilerin, gençlerin, kadınların ve tüm toplumsal kesimlerin fiilen yaşadığı, ürettiği, yan yana geldiği ve örgütlendiği mahallelerde, köylerde, ev ev, sokak sokak inşa edilen bir süreç olarak gördüklerini belirten Eşbaşkan Bucak, bu anlayışın desteklenmesi gerektiğini canıgönülden savunduklarını söyledi. Bu nedenle yerel, demokratik ve katılımcı yönetimlerin bu tartışmanın kıyısında köşesinde değil, tam merkezinde yer aldığını ifade etti.
Yerel yönetimin etkisi evrensel ölçekte de tartışılıyor
Yerinden yönetimin demokrasiye ve barışa sunacağı katkının evrensel ölçekte de tartışıldığını belirten Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: "Ama tam merkezine nasıl oturturuz? Tam merkezine oturtmak için yerel yönetimlere, geniş anlamıyla yerel yönetimlere, daha küçük ölçekte belediyelere ve kurumlarımıza neler düşüyor? Belki bu, uzun süre tartışacağımız; ancak tartışırken pratiklerini de mutlaka ortaya koymamız gereken bir süreç. Peki, barış süreçlerinde yerel ve demokratik yönetim neden bu kadar önemli? On yıllar boyunca barış inşası neredeyse sadece ulusal hükümetlerin, uluslararası komitelerin, orduların, askeri güçlerin ve uluslararası arabulucuların işi olarak görüldü. Kararlar uzak başkentlerde alındı. Dünyadaki barış süreçlerine ve müzakerelere baktığımızda karar vericilerin çoğunlukla erkekler olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu durum, nadiren ziyaret edilen kentlerin ve yerellerin günlük mücadelelerini anlamayı zorlaştırıyor. Buna rağmen bu topluluklar adına anlaşmalar imzalanıyor."
'Kadınların barışa dair söyleyeceği sözler önemli'
Bunun aksini yaşayan ülkeler ve farklı deneyimler geliştiren hareketler de bulunduğunu belirten Eşbaşkan Bucak, Kuzey İrlanda örneğini anımsatarak, Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu'nun yürütülen barış ve müzakere sürecinin önemli aktörlerinden biri olduğunu söyledi. Koalisyonun 1996 yılında Katolik ve Protestan kesimleri bir araya getirerek Hayırlı Cuma Anlaşması'nın imzalanmasında önemli rol oynadığını belirten Bucak, kadınların özgürlükçü, eşitlikçi ve adaletli bakış açısıyla tarafları buluşturmasının kadın mücadelesi ve barış açısından son derece önemli olduğunu ifade etti.
Kürt kadın hareketinin etkisi
Dünya deneyimlerinden söz ederken Türkiye'deki Kürt kadın hareketine de değinen Bucak, bu hareketin kadının sözünü ve eylemini esas aldığını, kadınları öncü ve aktif bir konuma taşıdığını dile getirdi. Yukarıdan aşağıya inşa edilen bir barış modelinin savaşın gerçek bedelini ödeyen halkların, yoksulların, kadınların ve gençlerin söz kuramadığı; sermaye ve iktidar odaklarının çıkarlarıyla örtüştüğünü çok iyi bildiklerini ifade eden Bucak, şöyle devam etti: "Ancak bunun değiştiğini de görüyoruz. Son 20 yılda hem evrensel ölçekte hem de kendi coğrafyamızda önemli bir değişim yaşanıyor. Yapılan araştırmalar giderek daha demokratik bir yönü işaret ediyor. 'Nerede o daha demokratik, daha farklı yön?' diye herkes birbirine soruyor. İşte yerel barışın inşasının yerellerden yürütülmesi bu açıdan çok önemli. Akademik çalışmalar da bunu gösteriyor."
'İnsanları bu temelde örgütlemeye çalışıyoruz'
Barışın somutlaşmasında yerel mekanizmaların önemine işaret eden Eşbaşkan Bucak, "Çünkü yüz yüze ilişkiler, temaslar ve bağlar kuruyor; mahallelerin, köylerin ve en küçük yerleşim birimlerinin kendi maddi gerçekliklerini ortaya koyuyor. Bu bizim açımızdan çok önemli. Bu nedenle bu tür toplantılara ev sahipliği yapıyor, öncülük etmeye çalışıyor ve daha fazla insanı bu temelde örgütlemeye çalışıyoruz." dedi.
Güney Afrika deneyimi
Konuşmasının devamında Güney Afrika deneyimine değinen Eşbaşkan Bucak, 1990'lı yılların başında Apartheid rejimine karşı aktif bir direniş yürütüldüğünü ve bu mücadelenin sonunda 1991 yılında Ulusal Barış Antlaşması'nın ortaya çıktığını anımsattı. Bu anlaşmayla 11 bölgede barış komiteleri kurulduğunu, ülkenin kasaba ve köylerinden insanların barış eğitimleri alarak 260'ın üzerinde yerel barış komitesi oluşturduğunu belirten Bucak, bu süreçte geliştirilen yerel reflekslerin önemine dikkat çekti.
Toplumsal dönüşüm vurgusu
Toplumsal dönüşüm sağlanmadan, barışın imkânları, zorlukları ve aşamaları tartışılmadan, yerel yönetimlerle ortaklaştırılmadan yürütülecek süreçlerin sonuçlarının iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Eşbaşkan Bucak, kalıcı toplumsal barışın yalnızca silahların susması değil, halkın ihtiyaçlarına cevap verilmesi anlamına geldiğini söyledi. Demokrasi olmadan barışın sadece bir ateşkes işlevi göreceğine dikkat çeken Eşbaşkan Bucak, barış süreçlerinin yerel demokratik ve katılımcı süreçlerin yan unsuru olmadığını vurguladı. Dünya deneyimlerinde yerel yönetimlerin barışın somut vaadini halka ulaştıran en etkili köprü olarak tanımlandığını belirten Eşbaşkan Bucak, "En basit haliyle halka yakın olandır ve halka karşı sorumludur." dedi.
Ardından konuşan İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın ise İHD'nin 21 aydır devam eden sürece ilişkin hazırladığı raporu slayt eşliğinde anlattı. Geçen yıl 11 Temmuz'da gerçekleştirilen silah yakma törenini anımsatan Aydın, sürecin amacına ulaşması halinde bugünün "Barış Günü" olarak anılması gerektiğini ifade etti. Hafıza ve yüzleşme mekanizmalarının benzer acıların tekrar yaşanmaması açısından önemli işlev gördüğünü belirten Aydın, sivil toplum örgütleri ile bu alanda çalışma yürüten kurumların tavsiyelerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Açılış konuşmalarının ardından programın ilk oturumunda "Türkiye'de Güncel Durum" başlığı altında DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar değerlendirmelerde bulundu.
Barış ve çatışma çözümü deneyimleri ele alınacak
Öğleden sonraki oturumda ise "Kuzey İrlanda (IRA), İspanya (ETA) ve Kolombiya (FARC-EP) Süreçleri" başlığıyla farklı ülkelerdeki barış ve çatışma çözümü deneyimleri ele alınacak. İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy'un moderatörlüğünü yapacağı oturumda Sinn Féin Yasama Meclisi Üyesi Gerry Kelly, siyasetçi ve eski FARC-EP komutanı Victoria Sandino, EH Bildu Uluslararası İlişkiler ve Politika Sorumlusu Igor Zulaika Zurimendi ile 30 yıl cezaevinde kalan Muhittin Altun konuşmacı olarak yer alacak.
Katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşacağı bölümün ardından program kapanış konuşmasıyla sona erecek.














