Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Amed Tiyatro Festivalinin dördüncü gününde gerçekleştirilen söyleşilerde, tiyatronun dönüştürücü gücü ve kapsayıcı üretim pratikleri ele alındı.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu (DBŞT) tarafından organize edilen Uluslararası Amed Tiyatro Festivali, dördüncü gününde tiyatro dünyasından önemli isimleri ağırladı. Alman yönetmen Gisela Höhne ile İsviçreli yönetmen Anina Jendreyko’nun katıldığı söyleşilerde, sanatın toplumsal dönüşümdeki rolü, kapsayıcılık ve özgür üretim anlayışı izleyicilerle paylaşıldı.
Tiyatroyu dönüştüren bir yolculuk
Alman tiyatro yönetmeni Gisela Höhne, “Farklı Bir Yöntemle Tiyatro Yapmak” başlıklı söyleşisinde izleyicilere ilham veren bir deneyim aktarımı sundu. 1991 yılında Berlin’de kurduğu RambaZamba Tiyatrosu ile kapsayıcı tiyatronun dünyadaki güçlü örneklerinden birini ortaya koyan Höhne, sanatın dönüştürücü gücüne dikkat çekti.
Berlin Duvarı yıkılmadan önce Down sendromlu oğlu Moritz’in doğumuyla hayatının değiştiğini belirten Höhne, bir süre üretimden uzaklaştığını, ancak engelli çocukların sahnedeki potansiyelini keşfetmesiyle yeniden tiyatroya yöneldiğini ifade etti.
Kurduğu tiyatroda farklılıkların bir “eksiklik” değil, sanatsal bir güç olarak ele alındığını vurgulayan Höhne, klasik metinlerden çağdaş üretimlere uzanan geniş bir repertuarla çalıştıklarını söyledi. Sabit metinler yerine oyuncuların kişiliği ve doğaçlamayı merkeze alan bir yöntem benimsediklerini belirten Höhne, tiyatroyu toplumsal eşitlik ve görünürlük için güçlü bir araç olarak kullandıklarını dile getirdi.
Kadının özgür bakışı olmadan tiyatro değişmez
Festivalin bir diğer konuğu İsviçreli yönetmen Anina Jendreyko oldu. Moderatörlüğünü Rugeş Kırıcı’nın yaptığı söyleşide Jendreyko, “Tiyatroda İktidarı ve Şiddeti Yeniden Üretmemek İçin Kadının Özgürleşmiş Bakış Açısına İhtiyaç Var” başlığıyla deneyimlerini paylaştı.
Tiyatro serüvenini anlatan Jendreyko, 1980’lerin sonunda devlet tiyatrolarında yaşadığı bir deneyimin kırılma noktası olduğunu belirtti. Bir oyunda izleyici sayısını artırmak amacıyla sahneye çıplak çıkmasının istenmesi üzerine tiyatroyu bıraktığını ifade eden sanatçı, uzun bir aranın ardından farklı alanlarda çalıştığını söyledi.
1990’ların başında Diyarbakır’a gelerek insan hakları çalışmalarında yer aldığını belirten Jendreyko, 1993 yılında Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ile Kürt kültürünü yakından tanıma fırsatı bulduğunu aktardı. Almanya’ya döndükten sonra ise farklı kültürlerden ve yeteneklerden sanatçılarla kolektif tiyatro üretimleri geliştirdiğini dile getirdi.
“Cesur Kadınlar” sahnede
Ukrayna Savaşı sonrası artan umutsuzluk ortamına karşı “Cesur Kadınlar” projesini hayata geçirdiğini belirten Jendreyko, farklı kültürlerden kadınlarla tarihe damga vuran figürleri sahneye taşıdıklarını söyledi.
Tiyatroyu yalnızca bir sahne sanatı olarak görmediğini vurgulayan Jendreyko, onun aynı zamanda çeşitliliği görünür kılan ve toplumsal normları sorgulayan bir alan olduğunun altını çizdi.
Söyleşiler, izleyicilerin yoğun ilgisiyle gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle sona erdi.
